Mehmet Abdioğulları Bey’den alıntıdır;

Sabah metroda geliyorum. Karşıma bir kaç parmağı ve kolu alçıya alınmış, temiz yüzlü, irikıyım bir delikanlı oturdu.
Ben “Geçmiş olsun delikanlı.” dedim.
Genç, “Sağolasın abi.” diye cevap verdi.
“Hayırdır, birilerine yumruk mu attın? ” diye şaka yollu sordum.
O da; “Yok abi kırıldı.” dedi.
“Nasıl oldu?” diye üsteledim.
– Olaylarda oldu abi, şarapnel parçası geldi, dedi
– Öyle mi, tekrar geçmiş olsun Yani gazilerimizdensin, dedim.
Genç, mütevazi bir tavırla.
– Esatağfirullah abi, Bu kadarcık yarayla gazi mi olunur, dedi.
– Gazilik, aldığın yaraya değil, yüreğindeki kahramanlığa verilen şereftir, dedim.
Konuşmamız, şöyle devam etti:
Genç:
– İnşallah layık oluruz abi.
– Olmuşun zaten. Nereye gidiyorusun?
– İşe gidiyorum.
– Ne iş yapıyorsun?
– İnşaat işçisiyim, amelelik yapıyorum.
– Peki böyle nasıl çalışıyorsun, kırık kolla?
– Aslında, usta sen gelme, ben senin gelmediğin günün yevmiyesini veririm dedi ama ben dayanamadım. En azından getir-götür işlerini yaparım, diye düşündüm.
– Devlet, gazilere iş veriyorumuş, bundan sonra devlete geçersin.
– Aman abi benim işim var çok şükür. Devlet onu işsizlere versin, dedi.
Trenden inerken kendi kendime, “Başkalarına karşı davranırken çok dikkatli ol. Her an karşına bir kahraman çıkabilir.” dedim.
Bu milletin bir ferdi olmaktan bir kere daha onur duydum.
Ve bir kere daha, bu millete, tepeden bakan, onları hakir gören, horlayan, aşağılayan aydın bozuntusu züppelere lanet ettim.”

Please follow and like us: