Ana Sayfa Blog

Hidroliksiz Su Taşıma ( Heron Çeşmesi)

0
heron_su_çeşmesi_sistem

Esra Atar yazdı, 13 Şubat 2016.

Günümüzde hayatımızı kolaylaştıran bize yarar sağlayan teknolojik gelişmelerin kökeninde önceden yapılmış insanlığa armağan edilmiş icatlar yer almaktadır. Bu yazımızda da kaybedilen enerjiyi korumak için geliştiren ve etkisi hala devam edip günümüzde de kullanılan bir sistem olan Heron Çeşmesini ( Hidroliksiz Su Taşıma) inceleyeceğiz.

Heron çeşmesi genel çalışma mantığı itibari ile üst üste duran fanus şeklindeki haznelerin birbirlerine borularla bağlanmasıyla oluşan su ve havanın basıncından yararlanıp teorik olarak sonsuza kadar devir daim yapan bir fıskiye teorisidir. Heron Çeşmesi çalışma esnasında hiçbir hidrolik, motor veya jeneratör gibi sistemler kullanılmadan suyun bulunduğu yükseklikten daha yukarı çıkmasını sağlayan basit ama düşündürücü bir sistemdir.

Bu ve buna benzer pek çok türetilmiştir ve hala günümüzde kullanılmaktadır. Peki bu sistemden enerji verimliliği sağlanabilir mi ??

Heron’un ilk başlarda yapmak istediği tapınak kapısını otomatik olarak açılıp kapanmasını sağlamaktı. Bunun için hava basıncı, boşluk ve denge ilkelerinden yararlanarak yapmıştır. Heron zamanında tapınaklarda sunak taşı denilen bir taş vardı. Bu sunak taşının üzerinde ateş yanınca tapınağın kapısı kendiliğinden açılıyor, ateş sönüncede kapanıyordu.

Sunak taşının (A) altındaki boru su dolu bir kabın (B) içine girerek bu kabın içinden çıkan bir boru (C) ile içinde su bulunan L ağırlığı ile dengelenmiş D kabına bağlanıyor. Burada D kabı ve onu dengede tutan L ağırlığıda aynı zamanda açılıp kapanan sütunlara bağlıdır. Sistem denge halinde kapılar kapalı bu düzenek ile kapılar kendiliğinden açılacaktır.

Sistem: 

Ateş yakıldığında sunak taşının içindeki hava ısınarak genişlemektedir ve B kabındaki suya basınç yapmaktadır. Bu basınçla suyun bir kısmı C borusu ile D kabına geçer. Bununla birlikte ilk durumda kapalı olan kapılar L ağırlığı ile dengede olan kova suyun bir kısmını akmasıyla ağırlaşır. Sütunlar üzerine gerili olan ipi çekerek kapı kanatlarına bağlı olan sütunları döndürerek kapıyı açar. Ateş söndüğünde bu işlemin tam tersi gerçekleşir.

Genel olarak sistem basınç farklılığından yararlanarak suyun üst katmanlara çıkarılması hedeflenmiş ve bu hedef başarı ile gerçekleştirilmiştir. Suyun taşınımı sırasında elde edilen verimin %12.5-20 arasında olduğu deneylerle belirlenmiştir.

Bu sistemi akarsu ve barajlardaki kullanımına başlanması enerji verimliliği açısında oldukça hem ekonomik hemde çevresel olarak büyük katkılar sağlayacağı apaçık yapılan deneylerle ortadadır.

Led Aydınlatıcılarla Kayak Şovu

0
led_ışıklarla_kayak_show

reklam_ledlerle_kayak_show

Benzersiz bir deneyime var mısınız? Philips ve Atomic Ski işbirliğinde tasarlanan kıyafetler yardımıyla artık bu mümkün.

Birçoğumuz kayak yapmaya bayılır, daha önceden bu deneyimi yaşamamış olanlar ise izlerken bile keyif alırlar bu spordan. Philips ve Atomic Ski şirketleri ise bu sporu daha ilginç hale getirmeyi başardılar. Nasıl mı? Tabi bu fikir ilk kimin aklından çıktı bunu bilemiyoruz ancak kim düşünmüşse çok iyi yapmış! İşte karşınızda led aydınlatıcı kıyafetler!

reklam_ledlerle_kayak

Peki bu kıyafetin özelliği nedir? Kıyafetin hemen hemen her noktasına entegre edilmiş led aydınlatıcılar gecenin karanlığında sizi bir ışık topuna dönüştürüyor. Yaklaşık 7000 led aydınlatıcı bu görevi üstlenmiş durumda. 7000 led aydınlatıcı yaklaşık 8 adet 4000 watt gücünde aydınlatıcı kadar güç harcamakta. Burada kullanılan led teknolojisinin altyapısı Philips tarafından sağlanmakta.

philips_afterglow_reklam_ledlerle_kayak_show

Philips ve Atomic Ski şirketlerinin ilgiyi üzerlerine çektikleri söylenebilir. Bu 2 şirket bu projeyle bir taşla 2 kuş vurmuş oluyorlar. Philips yeni modeli çıkacak LED televizyonlarının arka plan aydınlatmasında kullanılacak olan ”Philips Ambilight” teknolojisini piyasaya bu şekilde tanıtmayı seçti. Bunu yaparken de kayak giysi üreticilerinden Atomic Ski ile işbirliği yaptı. Bu tanıtımla beraber insanların kayağa olan ilgisinin artacağı aşikar. Bu durum pek tabii ki giysi üreticisi şirketin işine yarıyor. Yani her iki şirket için de kazan-kazan durumu sözkonusu. Spora olan katkıları da cabası.

philips_afterglow_reklam_ledlerle_kayak

Kaynak: http://theinspirationroom.com

Modern(ileri) Üretim(İmalat) Teknikleri

0
imal_usulleri_notları_üretim_teknikleri
Kadir Yaman yazdı, 5 Kasım 2014
1.   GİRİŞ VE TARİHÇESİ

Geleneksel olmayan yapım yöntemlerini, geleneksel talaş kaldırma yöntemlerini kullanmayan yapım yöntemleri olarak tanımlayabiliriz. Geleneksel talaş kaldırma yöntemleri olarak tornalama, dik delme, frezeleme, taşlama vb. yöntemler anlaşılır. Bu yöntemlerin ortak özellikleri belirlenirse, bu özellikleri sağlamayan geleneksel olmayan yapım yöntemlerini daha iyi tanımlayabiliriz;

  1. Geleneksel yöntemlerle malzemeden talaş kaldırma işlemi torna kalemi, freze bıçağı, taşlama taşı vb. kesici takımlar kullanılarak yapılır. Mekanik kuvvet kullanılarak ve zorlama ile genellikle malzeme içende kayma gerilmeleri yaratarak, malzeme üzerinden talaş kaldırılır. Gerilme ile talaş kaldırma tüm geleneksel yöntemlerin ortak özelliğidir.
  2. Geleneksel yöntemlerle kesici takım ile iş malzemesi arasında talaş kaldırma işlemi sırasında fiziksel temas vardır. Takım ve iş malzemesi, işleme sırasında sürekli olarak birbiri ile fiziksel temas halinde olup, her ikisi arasında göreli olarak hareket vardır.
  3. Talaş kaldırma işlemi özelliği olarak, geleneksel yöntemlerin işleme özellikleri ve sınırları, iş malzemesinin mekanik özellikleri ile sınırlıdır. Akma gerilmesi yüksek olan malzemelerin, geleneksel yöntemlerle işlenmesinde önemli sorunlar olabilir. Bu sorunların çözülebilmesi için çok pahalı ve özel takımlar gerekebilir, bazı durumlarda ise tamamen imkânsızdır.
  4. Takım ve iş malzemesi arasındaki göreli hareket ya düzlemsel/doğrusal ya da daireseldir. Bu durumda elde edilen iş malzemesi yüzeyleri de, düzlen ya da silindirik olmaktadır. Böylece geleneksel yöntemler kullanılarak elde edilen iş parçası şekilleri sınırlı kalmaktadır.
  5. Takım ile malzeme arasındaki fiziksel temas ve kuvvet uygulama zorunluluğu nedeni ile takım boylarının çok küçük olması mümkün değildir. Bu nedenle küçük boyutlu işlerin geleneksel yöntemlerle işlenmesi zor ya da imkânsızdır. Benzer nedenlerle çok büyük boyutlu işlemlerin de işlenmesi güçtür. Geleneksel yöntemler daha çok orta boyutlu işlemler için uygundur.
  6. Geleneksel yöntemler uzun yıllardır kullanılmakta olduklarından, teknoloji birikimi çok yüksektir. Bu nedenle geleneksel yöntemleri kullanan basit ama yüksek verimlidir. Kullanıcı eğitimi de çok kolaydır.
  7. Geleneksel yöntemlerin doğal sınırlamalar dışında, esneklikleri çok yüksektir. Özellikle bilgisayar teknolojisinin kullanılması ile birlikte otomasyona uygun tezgâh üretimi mümkün olmuştur.

Geleneksel yapım yönetmeleri yukarıda belirtilen özelliklerine bağlı olarak bazı sınırlamaları ve zayıflıkları vardır :

  1. Takım aşınması kaçınılmazdır.
  2. Takım aşınmasının önceden tahmini çok zordur.
  3. Takım malzemesi, iş malzemesinden daha sert olmalıdır. Bu durum iş malzemelerinin çeşidini sınırlar.
  4. Yüksek dayanımlı malzemeler için yüksek kesme kuvvetleri gerekir.
  5. İşleme hızı malzeme dayanımı ile ters orantılıdır.
  6. Kesme bölgesindeki ısınma işleme hızını sınırlar.
  7. Talaş kaldırma sadece doğrusal ve dairesel olabilir.
  8. Takım titreşimi her zaman sorun olabilir.
  9. Kesici takımların küçük boyutlarda yapımı mümkün değildir. Bu durum ise iş boyutlarını sınırlar.

Yukarıda belirtilen sınırlamalar ve gelişen teknolojik istemler sonucu, imalat mühendisleri daha yeni imalat yöntemleri aramaya başladılar. Özellikle 2. Dünya Savaşını izleyen yıllarda bu konuda yoğun çaba harcandı ve ilk geleneksel olmayan yöntemler 1950-1970 yılları arasında doğdu. Özellikle elektronik ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler ve havacılık ve uzay endüstrisinin talepleri sonucu bugünkü konuma ulaşıldı. Geleneksel olmayan yöntemlerin gelişimini sağlayan başlıca üç konu görülmektedir.

  1. Metalürji mühendisliği ve malzeme bilimindeki gelişmeler sonucunda olağanüstü özelliklere sahip malzemeler üretildi. Özellikle uzay ve havacılık endüstrilerinden gelen bu malzemeler, çok yüksek dayanımlı olduklarından geleneksel yöntemlerle işlenemedi. Bu durum geleneksel yöntemlerle çözülmez sorunlar getirdi.
  2. Elektronik endüstrisinde transistorun icadı ile başlayan bir dizi yeni ürünün, geleneksel yöntemlerle yapımı mümkün olmadı. Bu amaçla yeni yöntem arayışları sonunda gelişen yapım yöntemleri, o günlerde beklenenden daha iyi sonuçlar vererek elektronikte minyatürleşme sürecini başlattı. Parça boyutlarının küçülmesi ile azalan imalat giderleri sonucu,  geleneksel olmayan yapım yöntemlerinin gelişme süreci büyük bir ivme kazandı.
  3. Olağanüstü özelliklere sahip yeni malzemelerin, olağanüstü küçük boyutlarda ve şekillerde yapımının mümkün olması, tasarım mühendislerine yeni ürünler geliştirilmesi konusunda geniş ufuklar açtı.   Giderek artan ürün çeşitleri, yeni ürün taleplerini de arttırarak, giderek artan ve hızla parasal kaynağa dönüşe- bilen bir potansiyel yarattı.  Böylece geleneksel olmayan yöntemler hızla yaygınlaşma olanağı buldu.

Son yıllardaki değerlendirmelere göre geleneksel olmayan yöntemlerin toplam sayısı 70-80 dolaylarındadır. Bunlardan 30-35 kadarı laboratuvar aşamasını geçmiş ve endüstride uygulama alanı bulabilmiştir. Diğerleri ise henüz laboratuvar aşamasında,  çok özel koşullarda özel işler ve işlemler için kullanılmaktadır.  Bunların bir kısmı hakkında yayınlanmış bilgi dahi yoktur.

Geleneksel olmayan yöntemler, literatürde, İngilizce isimlerinin baş harfleri ile anılırlar.  Halen endüstride kullanılan yöntemlerin listesi Çizelge.1 de verilmiştir.

Geleneksel olmayan yapım yöntemleri yaygın olarak kullandıkları enerjiye göre sınıflandırılırlar

  1. a) Mekanik enerji kullanan yöntemler (Çizelge. 1;  1-14 sıra numaralı yöntemler)
  2. b) Elektrokimyasal enerji kullanan yöntemler (Çizelge. 1; 15-29 sıra numaralı yöntemler)
  3. c) Kimyasal enerji kullanan yöntemler (Çizelge. 1; 30-33 sıra numaralı yöntemler)
  4. d) Isıl enerji kullanan yöntemler (Çizelge. 1; 34-44 sıra numaralı yöntemler).

Bir başka sınıflandırma yöntemi de,  yöntemin uygulandığı tezgâh yapısına göre olabilir.

  1. a) Şekilli üç boyutlu elektrot kullanarak işleme yapan yöntemler: USM, ECD,  ECM,  PECM, ECP,  EDM.

Çizelgele- Yayınlanmış Geleneksel Olmayan Yapım Yöntemleri

Sıra Adı İngilizce adı Kısaltması
1. Aşındırıcı Akış İle İşleme Abrasive Flow Machining AFM
2. Aşındırıcı Jet İle İşleme Abrasive Jet Machining AJM
3. Basınçlı su ile kesme(Hidrodinamik işleme) Water Jet Machining(Hydrodynamic Machining) WJM(HDM)
4. Aşındırıcı su jeti ile işleme Abrasive  Water  Jet  Machining AWJM
5. Aşındırıcı su jeti ile tornalama Abrasive  Water  Jet  Turning AWJT
6. Düşük gerilmeli taşlama Low  Stress  Grinding LSG
7. Sürünme ilerlemeli taşlama Creep Feed Grinding CFG
8. Isıl yardımlı işleme Thermally Assisted  Machining TAM
9. Tümden şekil işleme Total Form Machining TFM
10. Ultrasonik (ses ötesi)  aşındırıcıİle işleme Ultrasonic Abrasive  Machining USM(UAM)
11 Dönel ultrasonik işleme Rotary Ultrasonic Machining RUM
12 Toz parçacık ile işleme Powder Partide Machining PPM
13 Elastik emisyon ile işleme Elastic  Emission Machining EEM
14 Manyetik aşındırıcı toz ile işleme Magnetic Abrasive  Polishing MAP
15 Elektrokimyasal çapak temizleme Electrochemical Deburring ECDB
16 Elektrokimyasal delik delme Electrochemical Drilling ECD
17 Elektrokimyasal taşlama Electrochemical Grinding ECG
18 Elektrokimyasal erozyon taşlama Electrochemical DischargeGrindins ECDG
19 Elektrokimyasal honlama Electrochemical Honing ECH
20 Elektrokimyasal işleme   (frezeleme) Electrochemical Machining(Milline) ECM
21 Elektrokimyasal parlatma Electrochemical Machining ECP
22 Elektrokimyasal bileme Electrochemical Sharpening ECS
23 Elektrokimyasal delme Electrochemical Slitting ECS
24 Elektrokimyasal tornalama Electrochemical turning ECT
25 Elektrokimyasal sıvı jeti Electro Stream ES
26 Şekilli boru ile elektrokimyasalİşleme Shaped Tube ElectrolyticMachining STEM
27 Telli elektrokimyasal kesme Electrochemical Wire Cuting(Wire Electrochemical Machining) WECM
28 Atmalı elektrokimyasal işleme Pulse electrochemical  Machining PECM
29 Telli elektrokimyasal erozyonİşleme Wire electro-chemical DischargeMachining WECDM
30 Kimyasal işleme Chemical  Machining CHM
31 Elektro parlatma Electro-Polishing ELP
32 Fotokimyasal işleme Photo chemical Machining PCM
33 Isıl kimyasal işleme Thermo  Chemical Machining(Combustion  Machining,  Thermal

Energy Method)

TCM
34 Elektron ışını ile işleme Electron  Beam Machining EBM
35 Elektoerozyon ile taşlama Electric Discharge Grinding(Electro-Erosion Grinding) EDG
36 Elektroerozyon işleme   (kıvılcımlaİşleme) Electric Discharge Machining(Electro-erosion/Spark erosion) EDM
37 Elektroerozyon testereleme Electric Discharge Sawing EDS
38 Telli elektroerozyon ile kesme Electric Discharge WireCutting (Wire EDM/Spark Erosion) WEDM
39 Dönel elektro erozyon Rotary EDM REDM
40 Lazer ışını ile işleme Laser  Beam  Machining LBM
41 Lazerli hamlaç Laser  Beam  Torch LBT
42 Lazer yüklemeli kimyasal işleme Laser-Induced Chemical Processing LCP
43 Plazma ile işleme Plasma Beam  (Arc)  Machining
44 Plazma yardımlı işleme Plasma assisted  Machining
45 Elektro-temas ile işleme Electro-contact Machining EcM
46 İyon ışını işleme Ion  Beam  Machining IBM
47 İyon ışını sıçratma ile işleme Ion  Beam  Sputter Machining IBSM
48 Tepkimeli iyon ışını ile işleme Reactive Ion Etching RIBE
49 İyon ışını ile tohumlama Ion  Beam  Implantation Process IBIP

b) Tel/boru elektrot kullanarak malzeme kesen yöntemler; STEM, WECM, WECDM, ECS, WEDM, ECT.

c) Lüle (nozzle)  , takımlar kullanarak  göreceli   olarak   uzaktan  işleme   yapan   yöntemler;  AJM,  HDM, WJM, AWJM, AWJM, PPM, EEM, MAP, EBM, LBM, PBM, LBT.

d) Bir ortam içinde zamana bağlı olarak işleme yapan yöntemler; AFM, ES, CHM, TCM, PCM, LCP.

e) Geleneksel yöntem takımlarına benzer takımlar kullanan yöntemler; LSG, TAM, TFM, RUSM,  ECD, ECG,  ECDG, ECH,  ECP,  ECS, EDS,

Geleneksel olmayan işleme yöntemlerini,  endüstriyel uygulamalarının yaygınlığına göre de sınıflandırmak mümkündür:

a) Endüstride çok yaygın olarak kullanılan ve tezgâh birimleri standart ürün olarak üretilen yöntemler; AJM, WJM, USM, ECG, ECM, CHM, PCM, EDM, WEDM, LBM, EBM, PAM.

b) Önceki gruba göre daha az kullanılan yöntemler; TAM, HDM, AWJM, RUSM, ECD, ECG,  ECDG, ECH, ECP, ECS, ECT, ES, STEM, EBM, EDG, LBT

c) Endüstride özel işler için kullanılan yöntemler (genellikle firma tekelindedir); PEM, EEM,  LSG,  TFM, AFM, ELP, TCM, EDS, vb.

Yukarıda verilen bütün sınıflandırma ölçütleri çok kesin olmamakla birlikte,  yöntemler hakkında genel bir fikir verebilmektedir.   Güncel endüstriyel ve teknolojik döküm ve yakın gelecekteki gelişme potansiyeli göz önüne atandığında, EDM ve LBM en önemli iki işlem gibi görünmektedir. Ayrıca WEDM,  PCM,  AJM,  WJM kendi uygulama alanlarında çok önemli ve vazgeçilmez yöntemlerdir. Temel ilkeler göz önüne alındığında gelecek yıllarda giderek önem kazanma potansiyeli olan yöntemler ise ECM ve diğer elektrokimyasal enerji kullanan yöntemlerdir. PPM gibi bazı yöntemler ise bazı özel uygulamalarda çok başarılı olmuşlardır.

Nesne Yönelimli Programlama Temelleri

Nesne Yönelimli Programlama Temelleri

Mehtap Çelik yazdı, 31 Temmuz 2016…

Nesne yönelimli programlama, yazılım dünyasında artan ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmiş tekniklerden oluşmaktadır. Bu teknikler sayesinde karmaşık programlar daha düzenli kod satırlarına sahip olmaktadır. Gerçek dünyadaki nesneler ve aralarındaki ilişki baz alınarak oluşturulan bu teknikler programcılara ‘yeniden kullanılabilir’ ve ‘geliştirebilir’ kodlar ile kolaylık ve zamandan tasarruf sağlamaktadır.

Bir programlama dilinin nesne yönelimli bir dil olabilmesi için 4 temel özelliği taşıması gerekmektedir. Bu özellikler:

1) Abstraction (Soyutlama)
2) Encapsulation (Sarmalama)
3) Inheritance (Kalıtım)
4) Polymorphism (Çok Biçimlilik)

1) Abstraction (Soyutlama)

Bir kavramın bilgi içeriğini azaltma veya indirgeme süreci soyutlamadır. Başka bir deyişle, bir nesneyi bazı karakteristikleri olan bir veri tipi olarak genelleştirme sürecidir. Nesne denilen şey gerçek dünyadaki varlıklara tekabül eder. Mesela kitap bir nesnedir. Bu nesnenin yani kitabın ayırt edici özellikleri:

Sayfa sayısı
Yazarı
Türü
Yani bu özellikler kitabı tanımlarken aklımıza gelen özelliklerdir. Nesnenin özelikleri, karakteristikleri ve yapılabileceği eylemler ise metot adını alır. Soyutlama sonucunda nesne, özellikleri ve metotları ile temsil edilebilmektedir.

Nesne yönelimli programlama dilleri, soyutlamayı sınıf (class) yapısıyla gerçekleştirir. Sınıf yapısı içinde o nesneye ait özellikler ve metotlar tanımlanabilir. Örneğin nesne insan olsaydı, metotlar; konuşma, yürüme vb. gibi metotlar olurdu.

Nesne yönelimli programlamada soyutlama, nesnelerin gerekli özelliklerinin kodlanıp, gereksiz özelliklerinin kodlanmaması ile sağlanabilir.

2) Encapsulation (Sarmalama)

Nesne, bu nesneye ait özellikler ve metotlardan oluşur. Programda sınıfı oluşturan (sınıfın içerisinde yer alan) metot ve özelliklerin gerçekleşme biçiminin bu sınıfı kullanan kişilerden gizlenmiş olması encapsulation ile sağlanır. Yani programdaki kodları dışarıdan yapılabilecek müdahalelere karşı koruyan bir sistemdir encapsulation.

Bir nesneye ait özellikler ve metotlar sadece içinde tanımlı olduğu nesne tarafından veya dışarıdan erişilecek şekilde tanımlanabilir. Nesne içindeki özel kod ya da verilere sadece nesne tarafından erişilebilir. Nesne dışında kalan kodlar nesne içindeki verilere erişemezler. Erişebilmeleri için nesne içindeki kodların herkese açık olarak tanımlanması gerekir. Buna Access Modifiers (erişim belirleyicileri) denir.

Encapsulation, bir sınıf içerisinde yer alan nesneye ait özellik ve metotları korur yani bunlara erişebilme durumunu belirler. Erişim belirleyicilerin özellikleri aşağıdaki gibidir.

Private: Sadece sınıfa özel elemanlardır. Sınıfta yer alan elemanlar tarafından erişim sağlanabilir.
Public: Program içinde yer alan sınıf dışındaki tüm kodlar tarafından erişim sağlanabilir.
Protected: Bu sınıftan türetilen sınıf ve aynı pakette olanlara açık olan elemanlardır.
Default: Herhangi bir tanımlama yapılmazsa, aynı pakettekilerin erişebildiği elemanlardır.

4) Inheritance (Kalıtım)

Nesne yönelimli programlamada bir sınıftan başka sınıflar türetilebilir. Türetilen sınıf/sınıflar alt sınıf (subclasses) olurken, kendisinden alt sınıf türetilen sınıfa temel sınıf (base class), süper sınıf (super class) veya ana sınıf (parent class) adı verilir.

Alt sınıfın nesneleri türetildikleri ana sınıfa ait özellikleri alıyorsa bu da kalıtım (inheritance) özelliğidir. Bu sayede alt sınıflar ana sınıfın özelliklerini ve metotlarını aynen alırlar.

4) Polymorphism (Çok Biçimlilik)

Çok biçimlilik, farklı nesnelerin aynı isimdeki kendi metotlarını devreye sokarak bir önceki metodu ezme özelliğidir. Örneğin Alan isimli bir ana sınıfımız olsun. Ucgen, Kare isimli iki alt sınıfımız olsun. Bu alt sınıfların her biri alan hesabı yapan AlanBul adlı bir metoda sahip olsun. Ucgen alt sınıfındaki AlanBul metodu üçgenin alanını hesaplayan kodları içerir. Kare alt sınıfındaki AlanBul metodu ise karenin alanını hesaplayan kodları içerir. Yalnız dikkat edelim bu iki alt sınıfın da metotlarının adı AlanBul. Şimdi bu metotları kullandığımızda Ucgen alt sınıfındaki AlanBul metodu çalıştığında üçgen alanı hesaplanabilecek. Kare alt sınıfındaki AlanBul metodu çalıştığında ise karenin alanı hesaplanabilecek. İşte, her bir alt sınıf için bu sınıfa ait metot da aynı olmasına karşın, her alt sınıfa ait nesne farklı bir alan hesabı yapacaktır. Bu nesne yönelimli programlamanın çok biçimlilik özelliğidir.

Kaynaklar

  • https://gelecegiyazanlar.turkcell.com.tr/konu/android/egitim/android-101/nesne-ve-nesne-yonelimli-programlama-teorisinin-4-temel-ozelligi
  • http://www.bilgigunlugum.net/
  • http://turgayozgur.com/oop-1-nesneye-yonelik-programlamaya-baslangic.html
  • http://www.bilisimogretmeni.com/wp-content/uploads/NesneYonelimliProgramlamaTemelleri.pdf

Cat Termal Kameralı Telefonlar

0
s60-mobil-telephone

Esra Atar yazdı, 23 Şubat 2016…

CAT firmasını genelde hepimiz iş makineleri üreticisi olarak biliriz. Ama gelişen Dünya düzeninden pay almak için farklı yollara başvurmak gerekir. Firma bu seferde akıllı telefon sektöründe dozer sağlamlığı ürünler ile karşımıza çıkıyor.

Sektörde tanıtımı gerçekleştirdiği 3. akıllı telefonu S60 modeli diğer telefonlardan çok farklı bir özellik ile karşımıza çıktı. Telefon sektörüne termal kamerayı ilk kazandıran olarak CAT firması bu işe imzasını atıyor.

Termal kamera özelliği olan bu telefonun özellikleri de bir hayli şaşırtıcı.

cats60-cat-termal-telefon

FLIR ile yapılan işbirliği sonucu doğan bu telefon dağcılara, avcılara ve izcilere büyük kolaylık sağlayacak gibi duruyor. 15 ile 30 metre arasında tarama yapabilen termal kamera aynı zamanda 640×480 piksel çözünürlüğünde video çekme özelliğine sahiptir. Aynı zamanda 1 saate kadar su altında yaklaşık 5 metre mesafeye kadar kullanılabilme özelliğine sahiptir. CAT s30 ve s40 telefonlarında da olduğu gibi düşmelere ve darbelere karşı son derece dayanıklıdır.

720p (bu kavram HD kavramının yarısı anlamına gelmektedir. 1280×720 pixel çözünürlüğünün kısaltmasıdır. P harfi ise progressive scan (ilerleyici tarama) anlamında kullanılır) çözünürlüğündeki 4.7 inç (1 inç=2.54 santimetre) IPS LSD ve 1 milimetre kalınlığındaki Gorilla Glass 4 kaplı ekranı bulunmaktadır. CAT telefonun ekranı konusunda o kadar çok iddialı ki 1,8 metreye kadar gerçekleşen düşmelere karşı telefon garantisi veriyor.

Termal kameranın yanı sıra telefonda ön ve arka kamerada mevcuttur. Ön kamera 5 megapixele arka kamerada 13 megapixel çözünürlüğe sahip. Snapdragon 617 çipseti kullanılan CAT S60′ da Octa-cro 1.5 GHz (Giga Hertz) Cortex-A53 işlemci, Adreno 405 GPU (işlemci), 3 GB RAM ve 32 GB dahili depolama alanına sahiptir.

GPS, A-GPS, Glonass, Bluetooth, NFC, FM Radio, barometre ve altimetre mevcut diğer özellikleridir.

cat-s60

Kısaca Altimetre kavramı açıklayacak olursak: rakım veya irtifayı ölçmek için kullanılan bir cihazdır.

Android 6.0 (Marshmallow)ile piyasaya çıkacak telefon 3500 mAh (miliampere-hour) gibi güçlü bir pil kullanılmıştır.

Robot Nadine

0

Esra Atar yazdı, Ocak 9, 2016;

En çok sevdiğim ve incelediğim konudur robotlar. Robotlar dünyası diye apayrı bir evrenin olması gerektiğini düşünenlerdenim 🙂 Ve her geçen gün farklı robotlar yapılıp tanıtılıyor. En son tanıtılan robot ise Singapurlu bilim adamlarının geliştirdiği insansı robot Nadine ‘dir.

robot_nadine

Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi bilim adamları yapıp geliştirdikleri insansı robot Nadine’ yi dünyaya tanıttılar. Nadine’nin özellikleri bir insanın özelliklerinden tamamen farksız. İlk baktığımızda gerçek bir insan zannedebilirsiniz. Sempatik yüz ifadesi, kumral kısa kesim saçları ile benzerlerinden farklı olarak kendisine has bir kişiliğe sahiptir.

İnsanlarla ikili diyalog geliştirebilen Nadine sosyal ilişkiler ve kişisel asistanlık yapmak üzere üretilmiş bir robot olup, en önemli özelliklerinden biri daha önce karşılaştığı insanları tanıyıp ona göre sohbetin ilerlemesi için yeni diyalog geliştirebiliyor.

nadine

Nadine’nin duyguları da tıpkı bir insan gibi. Mutlu, hüzünlü, heyecanlı ve depresif ruh hallerine sahiptir. Geçmişi o kadar iyi hatırlıyor ki geçmişte yapılan konuşmayı hatırlayıp ”Aynı konuyu tekrar konuşuyoruz” şeklinde bir uyarı veriyor.

Bilim adamları Nadine’yi yaparken Apple’ın Siri ve Microsoft Cortana adlı uygulamalarından esinlenilerek yazılım geliştirdiklerini belirtilirken dış görünüşünde de ekibin başındaki Prof. Dr. Nadia Thalmann’ dan esinlenilmiştir.

Sıcak Hava Balonları

0
Sıcak_hava_balonlari

Şehriban Köseoğlu yazdı, May. 15, 2016

Çocukluğumun gözdesi olan uçurtmanın arkadaşlarını (sıcak hava balonları ve zeplinleri) bu yazımızda inceliyoruz.

Kuşlara imrenen insanlar tarih boyunca hep uçmayı hayal etmişlerdi. İlk uçma deneyimi aslında sıcak hava balonları ile olmuştur. Robert Boyle’nin gazlarının farklı ağırlıklarının olduğunu keşfetmesi ile balonun yükseldiğini keşfetti.

Sıcak_hava_balonlari

Doğu Asya’da 2000 yıl önce çocukların yumurta kabuklarının içinde birkaç kuru dalı yakarak uçurdukları anlatılır. 1200’lerde ise Moğol ordusu savaşlarda bir yerleri belirlemek için savaşlarda ejderha şeklindeki sıcak hava balonlarını uçurmuştur. 1800’lü yıllarda ise Montgolfier kardeşler bir torbanın altında saman ve dalları yakarak batının ilk uçan balonunu yapmışlardır.

Batıda çok sonradan keşfedilmesine rağmen balonlarda buhar motorlarının, içten yanmalı motorların, elektrikli motorların kullanımı; hidrojenle dolu gaz torbasının kullanımı hatta şeklinin bile uzun bir yapıda yapılması gibi ufak detaylar eklenerek 100 yılda on adım öne geçmişlerdi.

Her ne kadar ilerlemeler olsa da hatta Napolyon savaşlarında bile kullansa da yeterince hızlı olmadıkları için kullanışlı değillerdi. Almanya ordusunda süvari olan Zeppelin’in gaz torbasına iskelet eklemesi ile zeplinin icadı uçan balonlara saatte 60 km hız kazandırmıştır. Ancak hidrojen hafif olduğu kadar da yanıcı bir gazdı ve bu durum zeplinlerin sonunu getirmiştir.

Günümüzde ise sıcak hava balonları eğlence amaçlı veya atmosferin üst katmanlarını araştırmak için teçhizatları göndermek amaçlı kullanılıyor. Hidrojen yerine helyum gazı kullanılan balonlar genellikle spor gösterilerinde, uçan reklamlarda kullanılıyor.

Tarihi bir köşeye bırakıp gelelim bunların nasıl uçtuklarına.

Sıcak Hava Balonları Nasıl Uçar ?

Sıcak hava gemileri ve balonlar uçabilmek için yer çekimine karşı koymaları gerekir. Isınan hava çok hızlı hareket etmeye ve yayılmaya başlar. Yani etrafındaki soğuk hava balonun içindeki sıcak havadan daha yoğun hale geliyordu ve gökyüzüne havalanıyordu. Balonun içindeki hava soğuyunca tekrar yere iner. Balonun içindeki havayı sadece ısıtarak değil aynı zamanda havadan daha az yoğun (hidrojen, helyum) gazlarla da yükseltebiliriz.

Hava araçlarında yer alan motor ise itki kuvvetiyle yönlendirmeyi yapıyor. Esnek hava gemileri baloncuklarla doldurulur ve baloncuklardan hava boşaltarak veya doldurularak yükselir veya alçalır. Alt kısmında gondol bulunur. gondolun alt kısmında motor ve balonun kuyruk kısmında sabit yön dümenleri bulunur. Esnek olmayan hava gemilerinde farklı olarak bir içiskelet bulunur.

Ücretsiz Mesleki Kitaplar Platformu www.bilimuygula.com

YERLİ ÜRETİM YERELİ, YABANCI ÜRETİM YABANI KALKINDIRIR

Değerli Teknik ve Teknik Öğretmen arkadaşlar…
Gönlü bilim, tasarım ve üretim için çarpan bilim adamları, akademisyen mühendis, tekniker, teknisyen ve konusunda usta tüm üretgen bilim dostlarına bir süre önce sizlerle en başta MEB nın 10 yıl önce basımını durdurduğu kitapları, öncelikle Teknik Öğretmen arkadaşlarımdan başlayarak, Türk ulusunun tasarım ve üretim yapan tüm bireylerinin yararlanması için ,ilk adımı atarak gelişmeye dönük yapısıyla www.bilimuygula.com‘ u açmış bulunuyorum…

Bu güzel gelişmeyi sizlerle paylaşmaktan mutluyum…

Sanal obamızın adı: Bilim Uygula…

İçinin tüm yerleştirmesini kendim yaptım. Yapa, yapa epeyce öğrendim… Bu da bir süreci gerektirdi… Kendim öğrenmek zorundaydım… Çünkü bu yapıyı canlı ve güncel tutmak zorundayım ki, daha çok işe yarasın.. Bu arada şunu gözlemledim… Türkiye de TASARIM ve ÜRETİM amaçlı yayınlar da çok büyük bir düşüş görünüyor.. Var olan kitaplarda bir türlü devre dışı bırakılıyor… Bulabileceğiniz kitaplar, HİZMET sektörü ağırlıklı .. Söz gelimi, her hangibir makine, araç, taşıt tasarımı ve üretimi yapacaksanız bu konuda kaynak yok desem yeridir.
Bu büyük boşluğu bu yapı kuşkusuz dolduramaz. Ancak boşluğun varlığını sürekli gösterir ve bazılarını sarsabilir…

Bunun dışında bilgiye ulaşmayı kolaylaştırır. İnanın bilgi sanıldığı gibi sanal ortamda yok. Var olan bilgi çok sığ ve yüzeysel… Bir örnek, Buji porseleninin karışımı ve buji üretim bilgisi 4 aydır arıyorum yok.. İşte bunun için zaten know-how diye üretim bilgisini, lisansı, patent i satıyorlar… Bilgi, egemenlik ve kazanç olarak çok sert biçimde kullanılyor… Türk ulusunun gerek duyduğu ilk konu bilgi ve bilim.. Hemen ardından Türk aydınının bunu yayması, duyurması, öğretmesi… Dün akşam izledim. kuzey kutbunda araştırma yapan ülkeler bir üs kurmuşlar yaklaşık 10 kadar bayrak vardı… Ancak bizim bayrağımız dalgalanmıyordu… Alman DIN kurumu, Elektrikli araba ile ilgili yeni ve köklü standartlar yazmış yayınlamış TSE ye baktım, haberi yok…

Niçin? Üretmeyince o kültürde gelişmiyor… Ve geri kalıyoruz…

Özet olarak, Türk gemisinin yelkenlerini şişirmek ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak zorundayız… Bu bizim namus borcumuz…

www.bilimuygula.com bizim çocuğumuz, omuz vereceğinize, bilgi koyacağınıza inancım tamdır…
Belki küçük bir dilekte bulunabilirim… Teknik Öğretmen Face kümesinde bu haber kısa bir süre başa tutturulabilirse bundan sevinç duyarım.

* Şöyle yakın çevremizden başlayarak, gitmesek bile dünyanın öteki ucuna dek, yaratılıştan gelen verilere, kaynaklara, güzelliklere, güçlüklere ve sığlıklara baktığımız da, bazı ülkelerin yeraltı kaynaklarının çok zengin olmasına karşın, onu değerlendirebilecek eğitilmiş, yetişmiş bilgili insan gücü olmadığı için varsıllığın üzerinde yoksulluklarını en derin acıyla, itilmeyle, kakılmayla ve hiçte saygın olmayan konumlarıyla ayakta kalmaya çalıştıklarına, varlıklarını sürünerek de olsa sürdürmeye çalıştıklarına tanık olmaktayız. Latin Amerika, Ortadoğu ve Afrika da bu tür ülkeleri sıklıkla görebiliriz.. Yaşadıkları yurt toprağının altında bulunan değerli madenleri, yeryağını, uçguyu, suyu vb… kendi gücüyle işleyemedikleri, çıkaramadıkları için onu sömürmeye, onu işgal ve yok etmeye hazır yabancıyı, sanki bir kurtarıcı gibi yurduna girmelerini alkışlar konumlarıyla içler acısıdır.. Eğer bir ülkenin üzerinde esen yeli, Güneşin aydınlattığı ışını, akıp giden suyu, ormanı, madeni, toprağı ve on binlerce gizil kaynağı değerlendiremeyip, karşısına geçip çaresizce bakıyorsa, o topraklar, o toplumun yurdu olmaktan kısa sürede çıkar ve o toprakları değerlendire-bilenler, kendi ülkesinin çıkarları için önce o halkı köle gibi kullanır, hemen ardından o topraklara egemen olur ve yurt el değiştirir . Dillerini, törelerini, değerlerini, egemenliklerini, bağımsızlıklarını ve en sonunda da varlıklarını yitirmeyle yüz yüze kalırlar.. Geçmiş bunun pek çok örnekleriyle doludur.
Türk ulusunun yurdu 780 000 km / kare, Türk ulusu da 80 milyon olarak bu toprakları yurt edinmiş ve üzerinde en azından 8000 yıldır yaşamaktadır… Yaşadığımız yurt öyle bir yerde konuşlanmıştır ki, dünyanın en zor ve çetin koşullarını da bağrında barındırıyor… Bu yüzden şöyle demişler “Anadolu öyle bir kısraktı ki eğer binicisi iyi değilse üzerinden atar.“
Biz İngiltere gibi, Japonya gibi bir ada ülkesi değiliz. Biz Almanya, Amerika gibi doğal korunakları olan bir ülkede değiliz… Neredeyse acunun odak noktasındayız. Pergeli Ankara ya koyduğumuzda çizilen çember içinde yok, yok … Gözü olanların gözleri yurdumuzda, amaçları olanların tuzakları yanı başımız da, daha ötesi bilinci sığ ve satın alınması kolay olanları da eklerseniz ateş çemberi içindeyiz… Yer altı kaynaklarımız çeşitli olsa da öyle gürül, gürül de değil… Ayrıca bizim dışımızda bizden olan soydaşlarımız da var… onlarda Türk ulusunun yüce ve güçlü olmalarını bekliyor, omuz veriyor ve izliyorlar…

Yükselecek güçlü bir Türkiye dünyanın çehresini olumlu yönde değiştirebilecek güçleri kendi içinde taşımaktadır.
Türk ulusunun her bireyi “ulusuna tekin, özüne metin, düşmanına çetin “ bir anlayışla donanmak için daha bilgili, daha çalışkan, daha çok öğrenen, daha çok üreten, daha sevecen, ve daha hoşgörülü bir konuma gelmek ve hiçbir yabancının gölgesine sığınmadan, öz gücümüzle, yabancıya güvenerek değil! Önce kendi insanımıza güvenerek, kendimize yeter konuma gelmek zorundayız… Bu bizim öz saygımızın, adam gibi yaşama isteğimizin, çocuklarımıza ve torunlarımıza erkin yurt bırakma zorunluluğumuzun tartışılmaz ve sarsılmaz gereğidir… Bu bir borçtur, ödenir…

www.bilimuygula.com bu düşünce ile küçük, ancak anlamlı bir adımla kurulmuştur… Türk ulusuna kimse vize uygulayamaz, kimse iş buyuramaz, kimse aşağılayamaz, kimse işlerimize karışamaz, kimse işimize burnunu sokamaz, kimse efendilik taslayamaz… Bunlar gücümüze gidiyor… Türk ulusu olarak bilimle dost olacağız, bilime katkıda bulunacağız… Ve çağdaş uygarlık orununda yerimizi alacağız…. Bunu tüm acunun yaptığı gibi biz de yüksek ruh ve bilimle başaracağız…
*Yurdumuzda hemen her konuda üretim yapıldığını biliyoruz . Araba , uçak, makine, domates, elma, keçi, inek, hazır çorba, dondurma binlerce örnek sayabiliriz. Peki! kaç tane markamız var? Domates tohumunu nereden alıyoruz? Montofon benzeri bir inek ırkımız var mı? Tofaş ın aslında İtalyan Fiat, BMC nin British Motor Corporation, Atak Dönerkanat’ın İtalyan Agusto, Eskişehit ELMS lokomatifin Fransız Dögol olduğunu biliyoruz. Starking, Golden, Jersey, Modial, Smith elmanın yanına Amasya nın dışında güçlü bir yerli tür koymamışız. Mercedes–Man otobüs, kamyonun karşısına Türk mühendisinin tasarlayıp ürettiği yerli bir motorumuz , arabamız , otobüsümüz, kamyonumuz yok…. Aslında markamız yok.. Ya da çok yetersiz, düşük düzeyde… Niçin yok? Çünkü, marka, bilim ister… Marka, ar-ge ister… Marka, dünyada ki gelişmeleri Türkçe izleyecek KİTAP ÇEVİRİ KURUMU ister. Bu tür kurumlar Rusya da, İtalya da ve her yerde var. Diğer dillerde yayınlanmış bilim kitaplarını kendi dillerine çevirerek, ana dili ile gelişen bilimi tüm ilgili çevreler öğrenebiliyor… Söz gelimi Japonya da 1150 Bilgitay (üniversite) var, tümünün de eğitim dili Japonca . Türk gençleri İngilizce ile dış ülkelerin İngilizce basılmış yayınlar değirmenine su taşırken Türkçe bilim dili kitaplar artık bulunmuyor… Buradan marka çıkar mı? Çıksa çıksa, teknik çevirmen çıkar. Yabancı yönetici buyruğunu Türkçeye çevirerek, Türk işçisine aktaran mühendisler ordusu çıkar… Tasarım ve üretim bilgisi, uygulama deneyimi öğretilmemiş binlerce teknikten uzak teknik adam…
Elimde var olan pek çoğu Türkçe teknik kitapları adım adım taratıp bu sanaloba da paylaşarak, dileyenin karşılıksız indirebileceği bir işletim tutturmaya çalışıyorum… Bu yapıya destek olmanızı dilerim. Nasıl derseniz?
Öncelikle bu bilgileri duyurarak, paylaşarak ve kendi bilgi dağarcığımız içinde bulunan ve ülkemiz için yararlı olabilecek ÜRETİM amaçlı her konuda ki bilgileri kitabı pdf biçiminde taratıp bu sanal obada paylaşarak.. Sunduğum kitapların yararlı olduğunu biliyorum.. Yerli olanaklarla üretime soyunan Türk sanayicisinin bu bilgilere gerek duyduğunu içinde yaşayarak acıyla gördüm… Bu bilgilere Türkiye de bulunan Ford, Renault, Mercedes, Toyoto, MAN, Fiat gibi fabrikalarda çalışanların gerek duymadığını da biliyorum… Çünkü bu bilgilerle tasarlanan ürünlerin iş emirleri, kendi dillerinde ve kendi standartlarıyla hazırlanmış olarak asıl merkezinden “İŞ EMRİ“ olarak geliyor. Ülkemizin kalkınması ve güçlü bir ülke olarak yaşaması için üretim, üretimi yapmak için de bilgi olmazsa olmaz…

Bilgi içinde BİLİM

Metal mesleğinde tablolar. Otomatik cihazlar ve ölçme sistemleri. Sıcaklık ve kimyasal birleşimin ölçümü. Cihazların tasarımı ve kurulması, mekanik takımlar, aygıtlar, aletler .
Güç hidroliği. Motorlu taşıt tekniği. Metal meslek bilgisi. Motorculukta metal tekniği, KE jetronik motorlar, Benzin püskürtmeli motorlar. ABS fren sistemi. Motor tasarımı. Motor parçaları hangi metalden yapılır. Otto motor çevrimi. Karbüratör, karaç, Diferansiyel, eşçekerlek. Sanayi elektroniği, Otomasyon, Robot tekniği, robotik, robot çeşitleri, robot yazılımı, pnömatik devrede arıza arama, pnömatik beceri geliştirme, pnömatik eğitimi, Temel pnömatik. Hidrolik arıza arama bilgisi. hidrolik arıza bulma beceri geliştirme ve öğretme. Endüstriyel hidrolik kontrol, sanayi akışkanları denetim, komuta . Elektrik ve radyasyon ölçümleri bu konularda ki bilgileri bilim uygula da bulabilirsiniz.

Ferit Baltacı

FlowCV.io Ücretsiz CV Hazırlama Sitesi

0

Arkadaşlar sizler için incelediğim flowCV.io web sitesi ile ilgili detayların yer aldığı bu yazımda merak ettiğiniz konuları yorum kısmında sorabilirsiz.

Web site üç bölümden oluşmaktadır. Birincisi Content bölümü. Bu bölümde özgeçmişiniz ile ilgili tüm detayları vereceksiniz. Kişisel bilgileriniz, tecrübeleriniz, yetenekleriniz vb. tüm bilgileri girebileceğiniz bu alanda hiçbir girdi alanını doldurmak zorunda değilsiniz. Kariyer.net’de olduğu gibi zorunlu alanlar bulunmamaktadır. Referanslarınızdan teyit alma gibi bir sistem bulunmamaktadır. Daha esnek yapısı olan bu bölümde işe giriş ve çıkış tarihlerinizi yalnızca sene olarak verebileceğiniz gibi, ay/sene, gün/ay/sene formatlarında da takipçilerinize sunabilirsiniz.

flowcv_sametşahin

İkinci bölüm ise Design bölümüdür. Bu bölümde özgeçmişinizin tasarımı ile ilgili özellikleri güncelleyebilirsiniz. Yazı punta, kalınlık, yerleşim, iconlar vb. özellikleri ayarlayabileceğiniz bu bölümünde kullanımı çok pratik fakat beklediğiniz kadar esnek olmayabilir.

Arayüzün üçüncü bölümü Check bölümüdür. Bu bölümde özgeçmişinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşabileceğiniz iconlar bulunmakta ve sistem size ayrıca özel bir link vermektedir. Bu linki web sitenizde, sosyal medya profillerinizde kullanabilirsiniz. Bu linke tıklayarak insanlar özgeçmişiniz ile ilgili yorumlarda bulunabilir.

Örneğin; Samet Sahin Resume Via

Yorumlarım;

Bahsetmiş olduğum özgeçmiş / resume via / CV hazırlama web sitesi flowcv.io ile hızlı bir şekilde özgeçmiş oluşturabilirsiniz.

Kariyer.net’ de hazırlanmış bir özgeçmişten tek farkı kariyer.net’de hazırlananlar gibi reklam, kurumsal renk vb. içermemektedir, ve özel hazırlanmış bir CV görüntüsündedir.

Ben daha da çok grafiklerin, videoların kullanıldığı özgeçmişleri daha çok seviyorum. Beklediğimden daha az dijital görüntüye sahip.

Kişisel bilgilerde yer alan iconlar hoş duruyor, yani bu durumun daha master hali genele yayılabilirdi.

McDonalds’ın Starbucks’a Göndermeleri: McDonalds vs Starbucks

mcdonalds_vs_starbucks

Video pazarlamanın en popüler hali video üzerinden göndermeler klasiklerine McDonalds’ın da çektiği reklam filmleri katıldı. 5 Temmuz 2019 da kendi youtube hesabından yaptığı yayınlarla dikkat çeken McDonalds reklam filmleri ile Starbucks’a dikkat çeken göndermelerde bulunmuş. Dijital pazarlamanın en önemli ayaklarından bir tanesi olan video reklam konusuna da değinecek olduğum bu yazımın başında Mcdonalds’ın reklam filmlerinden ilkini yorumlarınıza sunarım;

McDonald’s’ta iyi kahve, iyi fiyata!-1

Starbucks’ın gerekiz pahalı olduğu iddaası ile takipçilerinin dikkatini çekmeye çalışan Mcdonalds: Sturbucks tüketicilerine “KAZIKLANIYORSUNUZ” 🤑 mesajını çok samimi bir şekilde vermeye çalışmış.

McDonalds, yayınladığı 3 videoda da Starbucks tüketicilerine “McDonalds olarak bakın ne kadar da samimiyiz!” mesajını verirken bir yandan da kendileri için imajdan daha ziyade tüketicilerinin sağlığının ve 1. kalite ürün tüketmesinin daha önemli olduğunu pekiştirmiş.

Dijital pazarlamanın video reklam tekniğini kullanan Mcdonalds firmasına karşılık Sturbucks’ın nasıl bir misilleme ile cevap vereceğini de merak etmiyor değilim.

Bakalım Sturbucks Mcdonalds’a nasıl bir misilleme ile dönüş yapacak!

Video Reklamın Avantajları Nelerdir?

  • 30 gün içerisinde internete upload edilen vidyo sayısı, onlarca sene televizyon aleminin ürettiği içerikten daha fazla.
    Aslında bu bir arz talep meselesi. Arz arttıkça talep artıyor, talep arttıkça arz artıyor durumu var. İnternet aleminde üreteceğiniz vidyolar ile sayfalar dolusu makaleyi 1 dakikalık bir videoda ifade edebilirsiniz.
  • Vereceğiniz mesajı yazı ile yayınladığınız zaman birçok insan özet okuma yapıp geçebiliyor. Kimse ufak bir merak için sayfalarca dolusu yazıyı taramayı tercih etmiyor.
  • Telefon, bilgisayar vb. kullanıcıları okumaktan daha ziyade video izlemeyi tercih ediyorlar. Biliyorsunuz ki insanlar daha rahat kitap okumak için değil daha rahat video izlemek için büyük ekranlı dokunmatik telefonlara yöneliyorlar.
  • Diğer bir veri ise her gün en az 500 milyon insanın facebook videolarında gezinti yapması durumu. Hal böyle olunca video içerik üretmenin önemliliğini dahada iyi anlayabiliyorum.
  • İnsanların yarısı metinli ve videolu bir makalede, yazıları okumaktan ziyade yazının videolarını izlemeyi tercih ediyorlar. Bu durum kitabın resimlerine bakmakla aynı gibi sanırım.
  • Video konu başlığı ile gönderdiğiniz maillerin daha çok açıldığını hiç mi hissetmiyorsunuz. İstatistiklere göre durum bu şekilde. Video kelimesinde dahi mistik bir enerji var!

Mcdonalds’ın neden video reklam ile ürünlerini parlatmak istediğini biraz daha iyi anlıyorum. Fakat Starbucks’a sataşma şekli Starbucks tutkunlarını şöyle bir ruh haline itebilir; “McDonalds yaptığı video reklam ile Starbucks’ın direk pazarlamada ne kadar başarılı olduğunu tastiklemiştir.”

Ben yorumu sizlere bırakıyorum ve McDonalds’ın ikinci videosunu seyirlerinize sunuyorum;

McDonald’s’ta iyi kahve, iyi fiyata!-2

Video reklam konularında ülkemizde başarılı içerik üreticileri mevcut. Bunu firmanız için siz kendinizde yapabilirsiniz. Teknik olarak gerekli enstrümanlara sahipseniz 🤔

Youtube’a video reklam nasıl yapılır yazarsanız, youtuber kardeşlerimin 1 tl ye Youtube’da nasıl reklam verilir videolarına rastlamanız çok normal. Bu tarz konularda yabancı ajansların çalışmalarını incelemenizi öneririm.

Yazımın yeteri kadar karakter sayısına ulaştığını görmek zevk verici. Akşam akşam bir içerik daha üretebilmiş olmanın verdiği keyifle Türk işi limonlu çayımı yudumluyorum ve sizi McDonald’s’ın üçüncü videosu ile başbaşa bırakıyorum. 😋

ABOUT THE AUTHOR



I’m SAMET SAHIN, a sales&marketing traveler, digital man and writer. I want to take risks, meet interesting people, go hard, challenge myself and explore the world

FOLLOW ME

6BeğenenlerBeğen
716TakipçilerTakip Et
21AbonelerAbone

WEATHER

Istanbul
açık
21.7 ° C
23.9 °
18.3 °
78 %
3.1kmh
0 %
Pts
28 °
Sal
29 °
Çar
26 °
Per
27 °
Cum
26 °
- Advertisement -

Nesne Yönelimli Programlama Temelleri

Mehtap Çelik yazdı, 31 Temmuz 2016... Nesne yönelimli programlama, yazılım dünyasında artan ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmiş tekniklerden oluşmaktadır. Bu teknikler sayesinde karmaşık programlar daha düzenli kod...

POPULAR ARTICLES